Sevindi garibim!
Emektar mangalı arabasının bagajına koyarken yüzünün aldığı ifadeyi kesinlikle görmeniz lazımdı...
Gerisi kenelere kalmış... İyi haberlerini sabırsızlıkla bekliyorum...
&&&
Kıyılarımızda bu yıl görülmeye başlayan ve zehirli olduğu rivayet edilen denizanaları, kahvehanelerin ve çay bahçelerinin ilk gündem maddesi...
“ Biz ne denizanaları gördük, palavra buların hepsi” diyen de var!
“ Yüzüme yapıştı namusuz, bir hafta boyunca yanağım hem yandı, hem kaşındı” iddiasında bulunan da...
Eskiler; denizanasının temas ettiği bölgeye sirke sürülmesini tavsiye ediyor...
&&&
“ Kızım plaj çantasını hazırladın mı?”
“ Evet anne...”
“ Ne koydun içine?”
“ Kendime yedek bikini, sana mayo, havlu, güneş gözlüğü, saç fırçası, saç lastiği, güneş kremi...”
“ Sirkeyi unutmuşsun!”
“ Unutmadım anne ya! Elma sirkesi mi, üzüm sirkesi mi alacaktım ona karar veremedim!”
&&&
Kahverengi kuyruklu denizanasının ismi; Pusula denizanası...
İddia edildiği gibi zehirli değil!
Yüzerken dokunulması veya vücuda çarpması durumunda telaşlanmaya gerek yok!
İddia edildiği gibi ölüsüne bile dokunulmaması söylemleri son derece yanlış!
Herhangi bir kızarıklık durumunda, kızaran yere amonyak ya da sirke sürülmesi gerekiyor.
Bu denizanalarını sopalarla öldürmeye çalışmak yanlış! Parçalanan denizanaları tekrar bütüne dönüşüp çoğalabiliyor...
Bu adam da ne kadar çok şey biliyor diye aklınızdan geçiriyorsanız yanılıyorsunuz, yukarıdaki cümleler konunun uzmanına Muğla Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Nuri Tarkan’a ait...
&&&
2009 garip bir yıl!
Keneler, denizanaları ve yılanlar...
“Yılanlar” deyince şaşırdınız!
Bu benim kişisel gözlemim...
Mayıs ayının ilk haftasından bu tarafa civardaki göllere balığa gidiyorum...
Köy yollarında ve tarlalarda en çok ne gördüğümü sorarsanız, hiç tereddüt etmeden “ Engerek Yılanı” derim...
&&&
Aklıma gelmişken mangalı hediye etmekle iyi yapmışım! Öyle değil mi?